Değerli Basın Mensupları

Uzunca bir süredir ülkemize yöneltilen iç ve dış kaynaklı baskılar ile ortak değerlerimize ve ülke bütünlüğümüze yöneltilen saldırılar 20 Mart 2005 günü Mersin’de yeni bir biçimiyle tekrarlanmıştır. Yeniden doğuş anlamına gelen başta Türk Dünyası olmak üzere doğu milletlerinin ortak bayramı olan Nevruz günü etkinliği içerisinde gerçekleştirildiği iddia edilen etkinlikler maalesef aynı mihrakların tezgahı ile bir kez daha ülkemizin değerlerinin ortadan kaldırılmasına ve aşağılanmasına yöneltilmiş bulunmaktadır.

Biliyoruz ki bu millet binlerce yıldan bu yana sürdüregeldiği devlet kurma yeteneği ve vakur millet olma özelliği nedeniyle hasımlarının sürekli kem gözlerine maruz kalmış ve bunun bedeli defalarca içeriden yıkma taktiklerinin sonuç vermesiyle devletlerin ortadan kalkmasına neden olmuştur.

1922 yılında verilen Kurtuluş Savaşı ve 1923 yılında kurulan Cumhuriyetin ardından bu tezgahlar ülkemiz için bir kez daha hazırlanmış geçen 82 yıl içerisinde değişik biçimlerde sahneye konulmuştur. Son yıllarda önce sağcı-solcu, sonra alevi-sünni daha sonra dinci-laik devamında da Kürt-Türk ayrışmaları yaratılarak kardeş kavgasına içeride zemin hazırlanmaya çalışılırken yurt dışından da bölge coğrafyası üzerinde oynanan oyunlarla ülkemizin ekonomik bakımdan dar boğaza sürüklenmesi formüllerine yönelinmiş komşu ülkelerle aramızda itilaflar üretilmiş ve hatta bölgede çıkarı olan ülkelerin tetikçiliğine soyundurulma çabalarıyla zayıf düşürülmeye çalışılmış meclisimizin savaşa karşı durması, milli değerlerimizin AB’ye karşı korunmaya çalışılması sürekli olarak yüzümüze bir utanç kaynağı gibi çarpılmaya çalışılmıştır.

Yıllardır içeriden ve dışarıdan kendisine yöneltilmiş olan bu menfur saldırılar karşısında sağduyu ve basiretle istikrarı bozmama çabasını sürdürmeye çalışan milletimizin son olarak uğruna milyonlarca şehit verdiği ve devletin varlığı milletin bütünlüğünün sembolü olan Türk Bayrağına yöneltilen küstahça tavır karşısında sabırlar zorlanma noktasına gelmiştir.

Unutulmamalıdır ki bu ve benzeri davranışlar bazı çevrelerin gündelik heveslerini tatmin edecek olsa dahi hesabı ağır biçimde verilecek olan birer olay olarak tarihte yerini alacak ve failleri hak ettikleri cezayı en ağır biçimde göreceklerdir.

Türkiye Körler Federasyonu ve üye dernekleri olarak bugün bizler de söz konusu olay nedeniyle duyduğumuz üzüntüyü tüm kamuoyu ile paylaşıyor bu ve benzeri olayları lanetle kınıyor faillerinin en ağır biçimde cezalandırılmasını diliyoruz.

Unutulmamalıdır ki bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır ve toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır bu anlayışla bayrağımız varolabilmek adına yeni kanlara ihtiyaç duyuyorsa uğruna dökülecek milyonlarca kan ve can vardır.

 

 

                                                                                                             Başkan

                                                                                                       Ahmet Cantürk